Scroll images by bigoo.ws
Söhbət yarad | Liste yapmak
Günah ne demektir? "Dünyasını seven âhiretine ve âhiretini seven, dünyasına zarar verir. Ama siz, (ikisi çatıştığı zaman)sonsuz olanı, geçici olana tercih ediniz" buyurmuştur. Sevgili Peygamberimizin irşâdı doğrultusunda hareket edelim ve ruh–nefis çatışmasında tavrımızı sürekli ruhtan yana koyalım. Günahın genel anlamı; cehenneme giden yol demektir. Bu yolun başlangıcında Allah'a, Peygamber'e isyan ve nefsânî duyguların isteği doğrultusunda çılgınca ve hayvanca bir yaşam vardır. Günahların kökenine bakıldığında, öfke, şehvet, onur, kin, ihtiras ve benlik gibi nefsânî, hayvansal duygular karşımıza çıkar. Ruh ve nefis denilen iki karşıttan, yani melekle, hayvansal hayatın birleşiminden yaratılan insanların hem sevap ve hem günah işleme yönünde eşit oranda eğilim, istek ve yetenekleri vardır. İnsanı etkileyen ruh ve nefis, iki ayrı uçta bulunan zıt güçlerdir. Bunlardan birini sevindiren, diğerini gücendirmiş ve birine yaklaşan, diğerinden uzaklaşmış olur. İnsan, hangisine yaklaşırsa onun etki alanına girmiş olur. Madde ötesi, ölümsüz bir varlık olan "RUH", insanın aslı ve değişmeyen gerçek kişiliğidir. Bedensel yapıdaki hücresel ve organik değişiklikler, ruhu etkilemez. Başkasının gözü ile gören, başkasının böbreği ve kalbi ile yaşayanların ruhlarında bir değişim olmaz. Âhiret âleminde yeni bedenleri ile birleşecek olan ruhların gerçek ve genel kişiliklerinde hiçbir değişim olmayacaktır. Bedensel yaşamla sınırlı olan nefsânî duygular, insanın dünyasıdır. Bedensel yaşamın sona ermesi, nefsânî duyguların da sonudur. Sevgili Peygamberimiz: "Dünyasını seven âhiretine ve âhiretini seven, dünyasına zarar verir. Ama siz, (ikisi çatıştığı zaman) sonsuz olanı, geçici olana tercih ediniz." buyurmuştur. Sevgili Peygamberimizin irşadı doğrultusunda hareket edelim ve ruh–nefis çatışmasında tavrımızı sürekli ruhtan yana koyalım. Sonu pişmanlık olan geçici nefsânî zevkler için âhiretimize zarar vermeyelim. Hayvansal nefsânî duygular, akar sulara benzer. Akarsular dere yataklarının dışına çıkmadıkları sürece çevre için hayat ve enerji kaynaklarıdır. Eğer dere yataklarını aşar, çevreye yayılır ve sele dönüşürse, çevre için felâket olur. Nefsânî duygular da kalp ve damarlarda dolaştığı sürece bedensel yaşam için, hayat ve enerji kaynağıdır. Nefsânî duygular bir uyarı veya tahrik sonucu genişleyip dış organlara yansır ve eyleme dönüşürse, insanın hem dünyasına ve hem âhiretine korkunç zararlar verir. Özellikle nefsin en duyarlı ve en güçlü duyguları olan ve her türlü fuhşiyatın ve münkeratın (kötülüklerin) kökeni olan şehvet ve gazap (öfke), hafif bir uyarı veya tahrik sonucu hemen etkilenir ve genişler. Bu etkilenme ve genişleme ile kalpte eyleme dönüşme yönünde bir istek ve eğilim başlar. Bu istek ve eğilim, inançtan kaynaklanan Allah korkusu ile anında önlenmezse, güçlenerek gerilim ve baskıya dönüşür. Bu gerilim ve baskı, irade gücünü aşarak ve aklın kontrolünden çıkarak dış organlara yansır ve eyleme yani günaha dönüşürse, işte o zaman freni patlayan araba gibi sonucun ne olacağı bilinemez. Gerçekte bedensel yaşamımız için hayat ve enerji kaynakları olan nefsânî duyguların, dış organlara yansıyarak günaha dönüşmesini önlemek için can simidimiz olan beş vakit namaza sarılmamız şarttır. Neden mi? Çünkü diğer ibadetler sürekli olmadığı için, nefsânî duyguların âniden günaha dönüşmesinde yetersiz kalır. Beş vakit namazı vaktinde ve düzenli bir şekilde kılanların gönülleri, abdest, namaz ve tesbihat gibi ibadetlerle sürekli nurlandığı için, karanlığı seven ve karanlık ortamda gelişen nefsânî güçler, eyleme geçecek güce erişemez. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Sana vahyolunan kitabı (Kur'an'ı) oku ve (beş vakit) namazını dosdoğru ve güzelce kıl! Kesinlikle namaz, (her türlü) fuhşiyattan ve münkerattan korur" (Ankebût, 45) Beş vakit namazı vaktinde, dosdoğru ve güzelce kılanların, her çeşit fuhşiyattan ve münkerattan (kötülüklerden) korunacağı, Yüce Allah'ın kesin teminatı altındadır. Yüce Allah bu âyetinde öncelikle Kur'an okumamızı emretmektedir. Çünkü Kur'an'a uymayan, Kur'an dışı ibadetler, bid'at ve geçersiz olduğu gibi Kur'an karşıtı işler de haramdır. Kur'an'sız yaşam, dinsiz, dengesiz ve düzensiz bir yaşamdır. Sevgili Peygamberimiz: "Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı okuyan, okumasını öğrenen ve başkalarına öğretendir." buyuruyor. Allah'ın ilmi ve kudreti, sonsuz ve sınırsız olduğu gibi, Allah'ın kelâmı da sonsuz ve sınırsızdır. Bu nedenle Allah'ın kitabı olan Kur'an'ı okuyanlar, öğrenenler, öğretenler, Kur'an için çalışanlar ve Kur'an'daki ilâhî emirlerin doğrultusunda yaşayanlar, Allah katında insanların en hayırlısıdırlar. Ancak hadis–i şerifin mefhum–ı muhalifine (karşıt anlamına) gelince, yani Kur'an'ı okumayanlar, okumasını öğrenmeyenler ve bildikleri hâlde başkalarına öğretmeyenler, ne yazık ki, insanların en hayırsızıdırlar demektir. Sevgili din kardeşlerim! İnsanların en hayırsızı olmamak, Kur'an'dan kopmamak, mezara Kur'an'sız girmemek ve mahşer yerinde yüce Allah'a karşı, belirli kanallardaki sapık ve müstehcen filmleri seyretmekten, futbol maçlarını izlemekten, sapık fikirlerin, sapık düşüncelerini bilgi diye okumaktan ve okutmaktan, senin kitabın olan Kur'an'ı okumaya vakit bulamadım dememek için. Lütfen ve Allah rızası için, Kur'an'a sahip çıkalım ve Kur'an'a yönelelim. Âyeti kerime'de, "Kur'an oku!" emrinden sonra, "ekımissalâh", "Namaz kıl!" emri gelmektedir. Her emirde bir şart ve her şartın bir karşılığı vardır. "Namaz kıl!" emrindeki şart; "Kulum, sen beş vakit namazını kılarsan"dır ve bu şartın karşılığı; "Kıldığın beş vakit namaz seni her türlü fuhşiyattan ve münkerattan kesinlikle koruyacaktır." demektir. Şart yerine getirildiği anda şartın karşılığı da otomatikman yerine gelir. Çamaşır makinesinin çalışması için, düğmeye basılması şarttır. Düğmeye basılarak şart yerine getirilirse, makine çalışmaya başlar. Günahtan korunmanın en güzel çaresi namaz Sevgili din kardeşlerim! Beş vakit namazda huzur vardır. Mânevî feyizler ve ruhsal zevkler vardır. Bunların da ötesinde nice sırlar ve nice hikmetler vardır ki, dil ile anlatılamaz, kalem ile yazılamaz ve akıl bunları kavrayamaz. Dost ve düşmanın bildiği bir gerçek vardır. Beş vakit namazlarını Kur'an'ın ve Sünnet'in belirlediği kurallar içerisinde inanç, bilinç, huşû ve ihlâs ile dosdoğru kılanlar, alkol, kumar, uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, faiz ve adam öldürme gibi büyük ve çirkin suçları işlemedikleri gibi, güçleri nisbetinde küçük günahlardan da sakınırlar. Tüm bunlara rağmen, insan bir beşerdir ve beşer hatasız olamaz. Bu açıdan bakıldığında, beş vakit namazı kılan müslümanların da yanılgıya düşebileceği ve küçük de olsa bazı günahları işleyebileceği bir gerçektir. Günahlardan korunma açısından en etkili ve en güvenilir silah, namaz olduğu gibi, günahların imha ve yok edilmesinde en etkili ve en güvenilir silah, yine namazdır. Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz: "Bir kişi güzelce abdest alsa, tırnak altlarına kadar bedenindeki (abdest organlarındaki) günahları dökülür." buyurmuştur. Müslim, Tirmizî ve İbn Mâce'nin rivayet ettikleri bir hadiste Peygamberimiz: "Büyük günahlardan sakınıldığı sürece beş vakit namaz ile cuma namazı diğer cumaya kadar, arada işlenen günahlara kefârettir (onları örter, gizler.)" buyurmuştur. Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste ise Peygamberimiz: "Sizden birinizin kapısı önünden bir nehir aksa ve (o kişi) her gün beş defa bu nehirde yıkansa, o kişide kir diye bir şey kalır mı?" (diye sorunca) sahâbe: "Hayır, kir diye bir şey kalmaz." dediler. Peygamberimiz: "Beş vakit namaz da böyledir. Allah, namaz ile günahları giderir." buyurdu. Sahâbeden biri, bize göre küçük; ama ona göre dağlar gibi büyük bir günahın içinde kendini buluvermişti. Allah'ı hatırladı, hemen tevbeye başladı ve ağlayarak mescide gitti. Allah korkusundan tir tir titreyerek ve ağlayarak ikindi namazını güçlükle kıldı. Namazdan sonra Peygamberimize yaklaştı, ağlayarak suçunu anlattı ve ne yapması gerektiğini sordu. Peygamberimiz daha cevap vermeden Cebrâil geldi ve "Hasenât seyyiâtı giderir" âyetini getirdi. Bunun üzerine Peygamberimizin yüzü güldü ve ağlamakta olan sahâbeye: "Kıldığın ikindi namazı ile o günahın bağışlandı." müjdesini verdi. Ya namaz kılmayanlar! Namaz kılmayanların kulakları çınlasın ve Allah onlara da beş vakit namazı düzenli bir şeklide kılmayı nasip eylesin. (Amin.) Beş vakit namazı inanç, bilinç ve ihlâsla kılanlar, büyük günahlardan sakınmaları koşulu ile abdest almaya başladıkları anda, damlayan abdest suları ile birlikte günahları dökülmeye başlar. Namaz için el bağlayıp, Allah huzurunda dikildikleri ve gönülleri Yüce Mevlâ'ya yöneldiğinde günahları incelerek zamanla yok olur gider. Günahları yoksa? Aldıkları sevapları katlana, katlana amel defterlerine yazılır, gönülleri nurlanır ve onlar daha kârlı çıkarlar. Ya namaz kılmayanlar? Onların işi gerçekten zor, hem de çok zor. Neden mi? Abdest, namaz gibi günahsavar silâhlardan ve ibadetlerden yoksun olanların, en küçük günahları affedilmeksizin zerre zerre amel defterlerine yazılır ve gönülleri günahlarla kararır. Sürekli biriken ve büyüye büyüye altından kalkılamaz hâle gelen günahlarına her gün, günde beş vakit kılmadıkları namazların büyük günahları da eklenince, sırat köprüsü bu yükü çekemez ve bunlar cehenneme yuvarlanır giderler. İşin çok daha acı bir yönü var. Alınları secde görmeyenler, günde beş defa Allah'a isyan edenler, Kur'an'a sırt çeviren ve ezana kulak tıkayanlar… Sanki onlara günah işleme hakkı ve imtiyazı verilmiş gibi, kendileri güle oynaya ve açıkça günah işlerlerken… Hacıların, hocaların ve beş vakit namazı kılan müslümanların en küçük günahlarını eleştirir dururlar. Yüce Allah insanları İslâm fıtratı üzere ve eşit şartlarda yaratmıştır. Dili, rengi ve ırkı ne olursa olsun, herkes Allah'ın kuludur ve Hz. Âdem ile Havva'nın torunudur. Ruh bedende ve can tende olduğu sürece tevbe kapısı herkese açıktır. HER NAMAZ KİŞİYİ KÖTÜLÜKLERDEN KORUYABİLİR Mİ? Abdullah b. Abbas Hazretlerinin sohbetine gelenlerden biri, gözlerini haramdan koruyamadığını; bir diğeri, dilini yalandan ve gıybetten koruyamadığını; bir diğeri, kızdığı zaman öfkesine hâkim olamadığını ve bir diğeri de aşırı dünya sevgisinden dolayı haram kazançtan kendini koruyamadığını söylediler ve kurtuluş için bir çözüm önermesini rica ettiler. Abdullah b. Abbas, her birine, "Namazı daha güzel, daha doğru kıl!" diye cevap verince, dinleyenlerden biri: "Ya Abdullah! Arkadaşlarımız sana ayrı ayrı şikâyetlerde bulundular. Sen ise, her birine namazı daha güzel ve daha doğru kılın diye cevap verdin. Dayandığın kaynak nedir?" der. Ona cevaben: "Sana vahiy olunan kitabı (Kur'an'ı) oku ve namazını dosdoğru ve güzelce kıl. Kuşkusuz namaz (her türlü) fuhşiyattan ve münkerattan korur." (Ankebût, 45) âyetini okuyunca, dinleyenlerin hepsi tatmin oldular ve Allah'ın kesin teminatına güvendiler. Namazın, sahibini (kılan kişiyi) her türlü kötülüklerden koruyacağı kesindir ve Allah'ın teminatı altındadır. Ancak, Allah'ın teminatı, şartın tam ve noksansız olmasına bağlıdır. Makinenin düğmesine hafifçe dokunulur ve güzelce basılmazsa makine çalışmaz. Namaz da tembel tembel ve gelişigüzel kılınırsa, sahibini kötülüklerden koruyamaz. Çünkü "essalâtü"deki Lâm, ahd (belirlilik) içindir. Yâni Kur'an'ın ve Sünnet'in belirlediği kurallar çerçevesinde, inanç, bilinç, huşû ve ihlâsla namazını dosdoğru ve güzelce kıl demektir. Bu şartların doğrultusunda kılınan namazın, sahibini, kılan kişiyi her türlü fuhşiyattan, yüz kızartıcı, çirkin günahlardan ve münkerattan, diğer kötülüklerden koruyacağı, Allah'ın kesin teminatı altındadır. Hz. Enes bildiriyor; "Ensârdan bir genç hakkında peygamberimize: 'Yâ Resûlullah! Falan genç burada (mescidde) beş vakit namazını çok güzel kılıyor; ama geceleri de bazı fuhşiyattan geri kalmıyor.' diye şikâyette bulundular. Peygamberimiz: "Onun (güzel kıldığı) namazı, yakında onu her türlü fuhşiyattan alıkoyacaktır." dedi ve gerçekten öyle oldu. Yüce Allah, Mü'minûn sûresinin başında, "Kurtuluşa eren gerçek mü'minlerin namazlarını huşû ile kıldıklarını ve lağviyattan, boş sözlerden ve gereksiz işlerden kaçındıklarını bildiriyor." Cehennemden kurtularak, cennete ve Cemâlullah'a kavuşan ve ebedî kurtuluşa, mutluluğa eren gerçek mü'minler, namazlarını huşû, huzur ve ihlâsla, dosdoğru ve güzelce kılar, günah olmadığı hâlde her türlü boş sözlerden, gereksiz ve anlamsız işlerden kaçınır ve Allah yolunda din için çalışırlar. Altınlı, marklı gün yapıp, doyasıya eğlenenlerin, belirli kanallardaki sapık yayınları ve müstehcen filmleri kaçırmayanların, beş yıldızlı otellerde eğlenenlerin, futbol maçlarını nefeslerini keserek izleyenlerin, Kur'an Kursları'nı kapatıp, Kur'an öğrenimini engelleyenleri, İmam Hatipleri kapatıp, inançlı, ahlâklı ve dürüst bir gençliğin yetişmesini engelleyenleri ve inançlı kızlarımızı, eli kanlı teröristler gibi yerlerde sürükleyenleri alkışlayanların kulakları çınlasın.
NAMAZ KILMAYANLAR Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk "radıyallahü anh" buyuruyor ki, beş namaz vakitleri gelince, melekler der ki: (-Ey Âdem oğulları, kalkınız! İnsanları yakmak için hazırlanmış olan ateşi namaz kılarak söndürünüz.) Bir hadîs-i şerîfte, (Mü'min ile kâfiri ayıran fark, namazdır) buyuruldu. Ya'nî mü'min namaz kılar, kâfir kılmaz. Münâfıklar ise, bazan kılar, bazan kılmaz. Münâfıklar, Cehennemde çok acı azâb görecektir. Müfessirlerin şahı, Abdullah ibni Abbas "radıyallahü anhümâ" diyor ki, Resûlullahdan "sallallahü aleyhi ve sellem" işittim. Buyurdu ki: (Namaz kılmayanlar, kıyâmet günü, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulacaklardır). Hadîs imâmları söz birliği ile bildiriyorlar ki: (Bir namazı, vaktinde âmden kılmayan, ya'nî namaz vakti geçerken, namaz kılmadığı için üzülmeyen, kâfir olur). Veya ölürken îmânsız gider. Ya, namazı hâtırına bile getirmeyenler, namazı vazîfe tanımayanlar ne olur? Ehl-i sünnet âlimleri, sözbirliği ile buyurdular ki, ibâdetler îmândan parça değildir. Yalnız, namazda sözbirliği olmadı. Fıkh imâmlarından, İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel, İshak ibni Râheveyh, Abdullah ibni Mübarek, İbrahim Nehaî, Hakem bin Uteybe, Eyyub Sahtiyânî, Dâvud Tâî, Ebû Bekr ibni Şeybe, Zübeyr bin Harb ve daha birçok büyük âlimler, bir namazı âmden, ya'nî bile bile kılmayan kimse kâfir olur dedi. O halde, ey din kardeşim, bir namazını kaçırma ve gevşek kılma! Seve seve kıl! Allahü teâlâ kıyâmet günü, bu âlimlerin ictihadlarına göre cezâ verirse ne yaparsın? Hanbelî mezhebinde, bir namazı özürsüz kılmayan, mürted gibi katlolunur. Yıkanmaz, kefenlenmez ve namazı kılınmaz. Müslümânların mezarlığına gömülmez ve mezarı belli edilmez. Dağda bir çukura konur. Namaz kılmayan kimse, Şâfi'î mezhebinde, mürted olmaz ise de, cezâsı katldir. Namaz kılmıyan için Mâlikî mezhebinin hükümleri Şâfi'î hükümlerinin aynıdır. Namaz kılmayan, Hanefî mezhebinde, namaza başlayıncaya kadar habsolunur veya kan akıncaya kadar dövülür. Beş şeyi yapmıyan, beş şeyden mahrûm olur: 1 - Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını göremez. 2 - Uşrunu vermeyenin tarlasında, kazancında bereket kalmaz. 3 - Sadaka vermiyenin vücudunda sıhhat kalmaz. 4 - Düâ etmiyen arzusuna kavuşamaz. 5 - Namaz vakti gelince, kılmak istemeyen, son nefeste Kelime-i şehâdet getiremez. Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: "Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allahü teâlâ onbeş sıkıntı verir. Altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü kabirden kalkarkendir. Dünyada olan altı azâb: 1 - Namaz kılmıyanın ömründe bereket olmaz. 2 - Yüzünde, Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği, sevimliliği kalmaz. 3 - Hiçbir iyiliğine sevâb verilmez. 4 - Düâları kabûl olmaz. 5 - Onu kimse sevmez. 6 - Müslümânların iyi düâlarının buna faydası olmaz. Ölürken çekeceği azâblar: 1 - Zelîl, kötü, çirkin can verir. 2 - Aç olarak ölür. 3 - Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür. Kabirde çekeceği acılar: 1 - Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer. 2 - Kabri ateşle doldurulur. Gece gündüz onu yakar. 3 - Allahü teâlâ kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz. Kıyâmette çekeceği azâblar: 1 - Cehenneme sürükliyen azâb melekleri yanından ayrılmaz. 2 - Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar. 3 - Hesabı çok çetin olup, Cehenneme atılır."
MÜSLİMÂNLIĞI KABÛL EDENLERİN BEYÂNLARINDAN ALINAN NETÎCE Kendi dinlerini değişdirerek islâmiyyeti kabûl eden, muhtelif ırk, memleket ve meslekden insanların islâmiyyeti niçin kabûl etdiklerine dâir, çok yerleri birbirinin aynı olan açık ve samîmî beyânlarından, dînimizin diğer dinlerden olan farkı ve üstünlüğü kendi ağızlarından şöylece meydâna çıkmakdadır: İslâm dîni, tek hâlık [yaratıcı], tek ma´bûd tanır. Bu tek ma´bûdun ismi, Allahü teâlâdır. İnsanların akl-ı selîmi, onlara tek Allah olduğunu telkîn eder. Diğer dinlerde bulunan birden fazla ma´bûd mefhûmunu [kavramını] akllı bir insan kabûl edemez. İslâm dîni, insanlara yalnız rûhî bilgiler vermekle kalmaz, aynı zemânda onlara dünyâda ne yapmaları gerekdiğini bildirir ve onlara rehber olur. Hıristiyanlar, insanların günâhkâr olarak doğduğunu, dünyâda ancak keffâret vermek ve azâb çekmek için bulunduğunu iddi´â ederken, islâm dîni, insanların ma´sûm [günâhsız] doğduğunu, her çocuğun, Allahü teâlânın sevgili kulu olduğunu, âkil, bâliğ olan insanların kendi yapdığı işden mes´ûl bulunduğunu, doğru yolda kaldıkları müddetce, âhiret ni´metlerinden de bol bol fâidelenebileceklerini söyler. İslâmiyyet, ibâdet, düâ ve tevbe etmek için, kul ile Allahü teâlânın arasına kimseyi sokmaz. Bunları yapmak için papaza ihtiyâc yokdur. İslâmiyyet hangi ırk, renk, dil ve memleketden olursa olsun, bütün müslimânların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. İslâm dîninde, Allahü teâlânın huzûrunda herkes birbirine müsâvîdir. Nemâz kılarken, en büyük rütbeli bir müslimân ile en küçük rütbeli, en zengin ile en fakîr, bir beyâz ile bir zencî müslimân yanyana durur ve Allahü teâlâya birlikde secde ederler. İslâmiyyetde, Peygamberler "aleyhimüsselâm", bizim gibi bir insandır. İnsanların, her bakımdan en üstünüdürler. Vazîfeleri, Allahü teâlânın emrlerini bize bildirmekdir. Güzel ahlâk ve seciyyeleri sebebi ile, Allahü teâlâ onları seçmiş, kendilerine bu vazîfeyi vermişdir. Şimdiye kadar gelmiş bütün Peygamberleri "aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" islâm dîni kabûl eder ve onlara hurmet eder. İslâm dîni, çok mantıkî bir dindir. Kur´ân-ı kerîmde anlaşılmıyan ve hayât şartlarına ve fen bilgilerine uymıyan bir tek hükm yokdur. Verdiği emrler gâyet fâidelidir. İslâm dîninde hurâfeler yokdur. Putlara, resmlere, heykellere tapmak gibi, ancak ibtidâî kavmlerin ve puta tapanların kabûl etdiği ve hâlâ hıristiyan dîninde bulunan akl almaz husûslar, islâm dîninde bulunmaz. Hıristiyanlık, insanı sâdece Allahü teâlâdan korkutur. İslâmiyyet ise, insana Allahü teâlâyı sevdirir. Müslimân, Allahü teâlânın kendisini sevmiyeceğinden korkar. Müslimân olmak için kimse kimseyi zorlamaz. Kur´ân-ı kerîmde Bekara sûresinin ikiyüzellialtıncı âyetinde meâlen, (Zorla dîne sokmak yokdur) emri vardır.Hâlbuki hıristiyan misyonerler, insanları zorla veyâ menfe´at va´d ederek hıristiyan yapmağa uğraşırlar. İslâmiyyetde ibâdetler, yalnız Allahü teâlâya şükr etmek, Onun sevgisini kazanmak için yapılır. İbâdet sâatleri muayyen olduğundan, bunlar insanları intizâma, senede bir ay tutulan oruc ise, irâdesini kuvvetlendirmeğe ve nefsine hâkim olmağa alışdırır. İslâmiyyet, temizliğe çok ehemmiyyet veren bir dindir. İbâdete başlamadan evvel, vücûd temizliğini emr eden yegâne din, islâmiyyetdir. Diğer dinlerde böyle birşey yokdur. İslâmiyyetde, ibâdetler kısa olduğu için, bunlar günlük hayât üzerinde aksi bir te´sîr yapmaz. Hıristiyan râhiblerin va�zlarında söyledikleri, fekat kendilerinin ve diğer hıristiyanların hiçbir zemân yapmadığı hilm, yardım ve merhamet gibi iyi huylar, yalnız müslimânlarda vardır. İslâmiyyet, iktisâdî bakımdan kapitalist ve komünist düşünceleri red eder. Fakîri korumuş, zengini de zem etmemişdir. Zenginlerin, fakîrlere zekât ve sadaka vermesini emr etmişdir. Ayrıca dünyâdaki çeşidli millet ve ırklara mensûb müslimânları bir araya getirerek [Hac gibi], dünyâda en mükemmel ictimâ´î [sosyal] nizâmı ta´yîn etmişdir. İslâmiyyet, alkollü içkileri, kumarı ve uyuşturucu maddeleri harâm etmişdir. Dünyâdaki en büyük fenâlıklar, bu üç belâdan hâsıl olmakdadır. İnsanların öldükden sonra ne olacaklarını, âhiret hayâtını, hâllerini hiçbir hıristiyan din adamı îzâh edemiyor. Bunu, en güzel ve en mufassal şeklde îzâh eden din, İslâmiyyetdir. İslâmiyyet, fakîrlere, kimsesizlere, müsâfirlere ve hangi dinden olursa olsun, yabancılara yardım etmeği emr eden tek dindir. İslâmiyyet, kimseden, anlıyamadığı şeyleri kabûl etmesini istemez. Diğer dinlerde olduğu gibi (sır) kabûl edilen akîdeleri yokdur. İslâmiyyetde, herhangi bir işde evvelâ Kur´ân-ı kerîme mürâce´at etmek, orada bulamadığı husûsları Resûlullahın "aleyhisselâm" sünnetinde aramak, orada da bulunmadığı husûslar için, akl-ı selîme göre ehl olanların ictihâd etmesi [o işin hükmünü beyân etmesi] esâsdır. İslâmiyyet, en yeni bir dindir.Kur´ân-ı kerîm, ilk gününden bugüne kadar hiç bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmişdir. İçinde, her ihtiyâcı karşılayacak ahkâm [hükmler] vardır.Bu, o kadar açıkdır ki, artık başka bir din gelmiyeceği, insanların dînî ihtiyâclarının temâmiyle te´mîn edilmiş bulunduğu, islâm dîninin hakîkî Allah dînî olduğu kendiliğinden meydâna çıkar. İslâmiyyetde, her yerde ibâdet etmeğe müsâ´ade edilmişdir. İbâdet için muhakkak câmi´e gitmek mecbûriyyeti yokdur. Bir müslimân, bir başka dînin ma´bedine tecâvüz etmez ve mecbûr olunca bir kilisede de nemâz kılabilir. İslâmiyyet, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımışdır. İslâm dîninde birkaç kadınla evlenmek gibi bir emr yokdur. İslâm dîni, bu husûsda belirli bir adedi geçmemek ve ba´zı haklara riâyet etmek şartıyla izn vermişdir. İslâm dîni zuhûr etdiği zemân, Arablar istedikleri kadar kadınla, onlara hiçbir hak tanımaksızın birlikde yaşarlardı. İslâmiyyet, kadınları bu fecî vaziyyetden kurtarmış, onların haklarını korumuşdur. Muhammed aleyhisselâm, (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurarak, kadınlara mümtâz [seçkin] bir mevki´ vermişdir. Hiçbir dinde bu imtiyâz yokdur. İslâmiyyet, insanları, çalışmağa, fâideli şeyleri öğrenmeğe, önce kendi aklı ve gayreti ile iş görmeğe başladıkdan sonra, Allahü teâlâdan yardım istemeğe da´vet eder. (Bir sâat tefekkür etmek ve fâideli iş görmek, bir sene [nâfile] ibâdete müsâvîdir)diyen başka hiçbir din yokdur. İslâmiyyet, rûh ve beden temizliğidir.Bu ikisini müsâvî tutar. İslâmiyyetde, yalnız sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik etmek vardır. İslâmiyyet Allahü teâlâyı (Rabbül´âlemîn) ya´nî bütün âlemlerin Allahı olduğunu beyân etmişdir. Başka dinlerde olduğu gibi, yalnız o dîne mensûb olanların Allahı olarak düşünülmez. Tesellî arıyan bir zevallı, bunu ancak Kur´ân-ı kerîmde bulur. Kur´ân-ı kerîmde, muhtâcları tesellî eden, onları ferâhlatan, ne yapmaları lâzım olduğunu öğreten birçok güzel nasîhatler vardır.
"BİZ GÜNAHKÂRA DEĞİL, GÜNAHA KARŞIYIZ ! " " DOGU'DA BIR NUMARALI DEVLETTINIZ.BATIDA SON NUMARA OLMAYI TERCIH ETTINIZ."
GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDA KADINLAR ÇOK BÜYÜK DERECEDE EZİLMEKTE VE OLMAMASI GEREKEN DAVRANIŞLARA MARUZ KALMAKTADIRLAR İŞTE BUNUN ASIL NEDENİ İSLAMI TAM ANLAMIYLA BİLMEYİŞİMİZ VE ONLARA UYMAMAYIŞIMIZDANDIR .. ONUN İÇİN BU YAZILARI LÜTFEN TEKRAR OKUYALIM İSLAMDA KADINLARIN ÖNEMİNİ TEKRAR HATIRLAYALIM... İslâm Dîni, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizâm ve sistemin veremediği müstesnâ bir makâma sâhip kılmıştır. Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde:"Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur.Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda: "Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız." buyurmaktadır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde de: "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım." buyurur.Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, erkeklere, kadınlara dâimâ iyi davranmalarını tavsiye ederek:"Mü’minlerin îmân bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır." buyurmaktadır.Vedâ Haccı’ndaki meşhûr hutbesinde Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Ey insanlar! Kadınlar hakkında Allâh’dan korkunuz! Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır. Kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır." buyurarak daha yedinci yüzyılda yüzyirmi dört bin müslüman hacı namzedine karşı, kadınların haklarını ilk olarak açıklamışlardır.Başka bir hadîs-i şerîflerinde: "Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onları dövmeyin, onlara çirkin demeyin, fenâ söz söylemeyin!" buyurmuşlardır. Kadınlarla iyi geçinmek Kur’ân-ı Kerîm’in emridir: "Kadınlarınızla iyi geçinin; eğer onlardan hoşlanmadı iseniz bile!.. Olabilir ki bir şey, sizin hoşunuza gitmez de, Allâh onda bir çok hayır takdîr etmiş bulunur." Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu konuda: "Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz!" buyurmaktadır. Kadınlara karşı daima hoşgörülü olmalıdır. Nitekim bir hadîs-i şerîfte: "Mü’min bir erkek, mü’min bir kadına kızıp darılmasın! Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, öbüründen memnûn olabilir." buyurulur.Bir insanın her işi ve her huyu hoşumuza gitmeyebilir. Fakat iyi niyetli ve ülfet edilir insan, kendi hanımında hoşuna gidecek nice meziyetler bulabilir. Onlarla kendisini memnûn ve mes’ûd edebilir. Bunun için ayıp aramaya değil, meziyet aramaya bakmalıdır.Zîrâ mârifet iltifâta tâbîdir. İltifatsız mârifet zâyîdir. "Cennet annelerin ayağı altındadır. " diyen dinimiz kadına hak etmiş olduğu değeri vermiştir. İslamiyet’in ilk şehidi bir kadındır. İlk Müslüman bir kadındır. Peygambe-rimizin soyu kızından devam eder. Hz. Ebubekir’in kitap haline getirdiği dünyadaki tek Kur’an-ı Kerim Hz.Ebubekir, Ömer, Osman dönemlerinde onlarca yıl bir kadının yanında kalmıştır. O dönemde ise Hıristiyanlar şunu tartışıyordu bir kadın İncil’e dokunabilir mi dokunamaz mı. Kur’an-ı Kerim’de Nisa (Kadınlar), Müntehine (imtihan edilen kadın), mücadele (mücadele eden kadın), Meryem (Hz. İsa’nın annesi )... gibi sure isimleri vardır. Fakat mesela, rical (erkekler) süresi yoktur. İSLAM'DA KADINA VERİLEN DEĞER
AYŞE OLGUN 28 Şubat sürecinin ardından üniversitelerde uygulanmaya konan başörtüsü yasağı yüzünden yüzlerce öğrenci eğitimlerini yarım bırakmak zorunda kaldı. Okullarına devam edemeyen başörtülü öğrencilerin bir kısmı eğitimlerini tamamlamak için yurt dışına çıktı. Başörtülü oldukları için Türkiye'deki eğitimlerini yarıda kesen bu öğrenciler, gittikleri ülkelerde büyük bir ilgiyle karşılandı ve hiçbir zorluk yaşamadan eğitimlerini tamamladı. Önceki gün AKDER (Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği) tarafından yurt dışında eğitimlerini tamamlayan başörtülü öğrenciler için Ensar Vakfı'nda bir gece düzenlendi. Avusturya, Macaristan, Azerbaycan ve Romanya'da eğitim gören ve 15'i doktor, biri bilgisayar mühendisi, biri de İngilizce öğretmeni olmak üzere mezun olan 17 öğrenciye ikinci bir mezuniyet töreni Ensar Vakfı'nda yapıldı. Meslek sahibi oldular Öğrencileri aileleri, arkadaşları ve çeşitli sivil örgüt derneklerinden temsilciler yalnız bırakmadı. AKDER Başkanı Sema Kopuzyetiş, başörtülü oldukları için okula alınmayan arkadaşlarının gittikleri ülkelerden birer meslek sahibi olarak geri dönmelerinden son derece mutlu olduklarını belirterek, şunları söyledi: "Bugün burada sıradan bir mezuniyet töreni için buluşmadık. Bu gece tam 6 yıldır yaşanan büyük bir acının umuda dönüşüne tanık olacağız. Üç kıtada hüküm süren bir neslin torunları olarak arkadaşlarımız gittikleri ülkelerde taşıdıkları sorumlulukların bilinciyle eğitimlerini tamamlayıp geri döndüler. Bugün bu kardeşlerimizin geri dönüşlerini kutluyoruz." DİRİLİŞ NESLİNİN TEMSİLCİLERİ Başörtülü oldukları için eğitimlerini tamamlayamayan bu öğrencilerin dramını anlatan bir hikaye yazan yazar Cihan Aktaş başörtüsü problemini irdeleyen konuşmasında, "Başımızı evlerde örtsek problem yaşanmayacaktı ama biz hayata katılmayı istedik ve İslam'ın görünür yanı bizim başörtülerimizin üzerinden sorgulandı" dedi. Geceye katılan tiyatro sanatçısı Sacit Onat ise 'Diriliş Nesli'nin temsilcileri olarak tarif ettiği başörtülü kızlara Sezai Karakoç'un "Monna Roza" şiirini okudu. Daha sonra mezun olan 17 başörtülüye başarılarından dolayı plaket, birer altın ve çiçek verildi. Yurtdışında okumak zorunda kalan ve burada mezun olan öğrenciler şunlar: Viyana Devlet Üniversitesi: Dr. Leyla Şahin, Dr. Hilal Erdem, Dr. Ayşe Büyükbaş Macaristan Seget Tıp Fakültesi: Dr. Ayşe Maden, Dr. Dilek Gök, Dr. Nilüfer Çetin, Dr. Aysemir Gürçağlar, Dr. Şule Uçanasri, Dr. Bengü Altaş, Dr. Hatice Orhan, Feyza Tomak Azerbaycan Tıp Fakültesi: Dr. Dilek Ergen Korkmaz, Dr. Hava Kaplan, Dr. Zeynep Öğütcen, İngilizce Öğretmeni Semra Batur ve Bilgisayar Mühendisi Emine Esen Romanya Üniversitesi: Dr. Emine Kübra 31.08.2003 ORG. ERUYGUR’A ALMANYA’DAN CEVAP Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur’un, “İrticai faaliyetler hız kazandı. Aydınlık kafalar ortak hareket etmeli... Kıyafetlerine bakın, yapmak istediklerini anlarsınız” diyerek aşağıladığı öğrencilerden biri olan Meryem Şimşek, öğrenim gördüğü Almanya’nın Duisburg şehrindeki Max Planck-Gymnasium’da, tam 1000 öğrenciyi geride bırakarak “okul birincisi” oldu. HEM BAŞARILI, HEM AYDINLIK KAFALI Meryem o kadar “başarılı” ve o kadar “aydınlık kafalı” ki, okul yönetimi tarafından Duisburg Üniversitesi’ne gönderildi. 19 yaşındaki Meryem, 13. sınıfa geçerken, 2 yıldır da üniversiteye devam ediyor. Dahası, Fizik dalındaki sınavda 5., Matematik dalındaki sınavda da 3. oldu... Meryem, üniversiteye başladığında Fizik ve Matematik derslerinden muaf tutulacak. ( 04.07.2003 ) Azmin Zaferi 28 Şubat dayatmalarının ardından büyük haksızlıklara uğrayan İmam-Hatip Lisesi mezunu öğrencilere kucak açan İmam-Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) başarılı pek çok öğrencinin eğitimlerini yurtdışında tamamlamasına yardımcı oluyor. Derneğin 5 yıl önce Avusturya’ya gönderdiği 3 öğrenci daha lisans ve yüksek lisanslarını tamamlayarak, diplomalarını aldı. Türkiye’de katsayı uygulamasıyla üniversite kapıları yüzlerine kapatılan öğrenciler, diplomalarını Avusturya’da rektörlerinin elinden aldı. 21 Mart’ta Viyana Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde Nur Akbıyık, 23 Mart’ta Wirtschafts Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nde düzenlenen mezuniyet töreninde de Seyhan Yılmaz ve Saadet Pekzorlu hiçbir yasakla karşılaşmadan diplomalarını aldı. MASTERLERİNİ DE YAPTILAR ÖNDER’in 5 yıl önce Avusturya’ya gönderdiği Nur Akbıyık, Saadet Pekzorlu ve Seyhan Yılmaz aynı zamanda yüksek lisanslarını da tamamlayarak okullarını bitirdi. Viyana Üniversitesi mezunu olan Nur Akbıyık aynı üniversitenin Felsefe Bölümü’nde de masterini yaptı. Tezini ‘AB’nin Doğu Genişlemesi ve Bunun GelecektekiAB Görünümüne Etkileri’ konusunda yazan Akbıyık, Viyana Üniversitesi Felsefe alanında ‘Magistra’ (master mezunu) ünvanını aldı. Nur Akbıyık ile beraber on yedi öğrencinin de diploma aldığı tören Viyana Üniversitesi ana binasının büyük salonunda gerçekleştirildi. Törende mezun olmaya hak kazanan öğrencilerin diplomalarını Viyana Üniversitesi Rektörü verdi. BAŞARIYA DESTEK Büyük başarı göstererek okullarından mezun olan öğrencileri tebrik eden ÖNDER Başkanı Yusuf Ziyaeddin Sula başarıyı her zaman destekleyeceklerini söyledi. Bu arada ÖNDER’in öncülüğünde Avusturya’ya giden İHL mezunları tarafından 2001’de Viyana’da kurulan Uluslararası Öğrenci Aktivitelerini Destekleme Derneği “WONDER” Başkanı Yusuf Kara,öğrencileri maddi ve manevi olarak desteklediklerini kaydetti. ( 29.03.2006 )
KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ 1-el-FÂTİHA Müddesir sûresinden sonra Mekke'de inmiştir. 7 (yedi) âyettir. Kur'an'ın ilk sûresi olduğu için açış yapan, açan manasına "Fâtiha" denilmiştir. Diğer adları şunlardır: Ana kitap manasına "Ümmü'l-Kitâp" dinin asıllarını ihtiva eden manasına "el-Esâs", ana hatlarıyla İslâm'ı anlattığı için "el-Vâfiye" ve "el-Seb'u'l-Mesânî", birçok esrarı taşıdığı için "el-Kenz". Peygamberimiz "Fâtiha'yı okumayanın namazı olmaz" buyurmuştur. Onun için, Fâtiha, namazların her rekâtında okunur. Manası itibariyle Fâtiha, en büyük dua ve münâcâttır. Kulluğun yalnız Allah'a yapılacağı, desteğin yalnızca Allah'tan geldiği, doğru yola varmanın da doğru yoldan sapmanın da Allah'ın iradesine dayandığı, çünkü hayrı da şerri de yaratanın Allah olduğu hususları bu sûrede ifadesini bulmuştur. Kur'an, insanlığa doğru yolu göstermek için indirilmiştir. Kur'an'ın ihtiva ettiği esaslar ana hatları ile Fâtiha'da vardır. Zira Fâtiha'da, övgüye, ta'zime ve ibadete lâyık bir tek Allah'ın varlığı, O'nun hakimiyeti, O'ndan başka dayanılacak bir güç bulunmadığı anlatılır ve doğru yola gitme, iyi insan olma dileğinde bulunulur. Hicretten önce nazil olmuştur. 7 ayettir. 1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 3. O, rahmândır ve rahîmdir. 4. Ceza gününün mâlikidir. 5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. 6. Bize doğru yolu göster. 7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
Eşeğin Sesi 25-06-2006 Mevlana Hazretleri, bir gün medresesinde ders verirken talebelerine: "Allah (c.c.) Kur'an-ı Mecid'inde, en çirkin ses eşeğin sesidir." buyuruyor. "O kadar hayvanın içerisinde eşeğin seçilmesindeki hikmeti nedir?" diye sordu. Talebeleri, bu meselenin açıklamasını kendisine rica ettiler. Mevlana: "Her hayvanın kendisine mahsus bir zikri, tesbihi, iniltisi vardır. Mesela devenin böğürtüsü, aslanın kükremesi, av hayvanlarının inlemesi, sineklerin vızıltısı, arıların uğultusu onların zikirleridir. İnsanların tesbihi ve zikri olduğu gibi gökteki meleklerin de vardır. Halbuki biçare eşek sadece iki vakitte anırır. Birisi, cinsi yakınlık istediğinde, diğeri acıktığında. Demek ki eşek, şehvetinin ve boğazının esiridir. Gönlünde Allah'a ait bir dava, bir sevda bulunmayan, sadece midesini ve şehvetini düşünen birisinin sesi Allah katında eşek sesi gibidir veya daha aşağıdır."
Peygamberimizi (s.a.v) Mübârek İsimleri ve Mânâları Abdullah Allah'ın kulu Ahsen En güzel Âmil İş ve aksiyon sahibi Cebbâr Kahredici, gâlip Emin Doğru ve güvenilir kimse Gâlip Hâkim ve üstün olan Hâfız Muhafaza edici Hâmid Hamd edici, övücü Kayyim Görüp, gözeten Mansûr Zafere kavuşturulmuş Mekkî Mekkeli Muallim Öğretici Mükerrem Şerefli, yüce Mürtezâ Beğenilmiş, seçilmiş Mutî Hakka itaat eden Nakî Çok temiz Nebî Peygamber Nezîr Uyarıcı, korkutucu Râgıb Rağbet eden, isteyen Reşîd Akıllı, olgun, iyi yola götürücü Sâdık Doğru olan, gerçekci Selâm Noksan ve ayıptan emin olan Şâkir Şükredici Tayyib Helal, temiz, güzel, hoş Yâsîn İnsan-ı kâmil Âbid Kulluk eden, ibadet eden Alî Çok yüce Aziz Çok yüce, çok şerefli olan Cevâd Cömert Fadlullah Allah'ın ihsânı,fazlına ulaşan Ganî Zengin Halîl Dost Hammâd Çok hamdeden Kerîm Çok cömert, çok şerefli Mâsum Suçsuz, günahsız Merhûm Rahmetle bezenmiş Muktedâ Peşinden gidilen Müktefî İktifâ eden, yetinen Muslih Islah edeci, düzene koyucu Mu'ti Veren ihsân eden Nakîb Halkın iyisi, en seçkini Neciyullah Allah' ın sırdaşı Nimet İyilik, dirlik ve mutluluk Rahîm Mü'minleri çok seven Saîd Mutlu Saffet Arınmış, seçkin kişi Seyfullah Allah' ın kılıcı Tâhâ Kur'ân-ı Kerîm' deki ismi Vâfi Sözünde duran Zâhid Mâsivadan yüz çeviren Âdil Adaletli Âlim Bilgin, bilen Beşir Müjdeleyici Ecved En iyi, en cömert Fâruk Hakkı ve bâtılı ayıran Habib Sevgili, çok sevilen Halîm Yumuşak huylu Hanîf Hakikate sımsıkı sarılan Mâcid Yüce ve şerefli Medenî Şehirli, bilgilive görgülü Mes'ûd Mutlu Mübârek Uğurlu, hayırlı, bereketli Münîr Nurlandıran, aydınlatan Mustafa Çok arınmış Muzaffer Zafer kazanan, üstün olan Nâsih Öğüt veren Necm Yıldız Nûr Işık, aydınlık Râzî Kabul eden, hoşnut olan Sâbir Sabreden Sâhib Mâlik, arkadaş,sohbet edici Seyyid Efendi Tâhir Çok temiz Vâiz Nasihat eden Zâkir Allah' ı çok anan Ahmed En çok övülmüş, sevilmiş Allâme Çok bilen Burhan Sağlam delil Ekrem En şerefli Fettâh Yoldaki engelleri kaldıran Hâdi Doğru yola götüren Hâlis Saf, temiz Kamer Ay Mahmûd Övülen Mehdî Hidayet eden Metîn Çok sağlam ve güçlü Müctebâ Seçilmiş Mürsel Elçilikle görevlendirilmiş Müstakîm Doğru yolda olan Müşâvir Kendisine danışılan Nâtık Konuşan, nutuk veren Nesîb Asil, temiz soydan gelen Râfi Yükselten Resûl Elçi Sâdullah Allah' ın mübârek kulu Sâlih İyi ve güzel huylu Şâfi Şefaat edici Takî Haramlardan kaçınan Vâsıl Kulu Rabb'ine ulaştıran
http://hakverotoservice.mylivepage.com/image/152
Amerika' da aztek, inka, maya medeniyetleri ile yerli kızıl derili halkı katleden batılı emperyalistler (ingiltere, ABD,Almanya,Fransa ve Ispanya....) afrikada zencileri katledip köle ticareti yaparken hindistan , arabistan ve çin'ide sömürmekte idiler. Bush:" haçlı seferi (crusade) basladı". İtalya basbakanı Berlusconi:" biz kendi medeniyetimizin üstün oldugunu bilmeliyiz (medeniyetlerinin temelinin SÖMÜRGE olduğunu bilmiyor galiba) islam dünyası hoş görülü batı uygarliginin karsıtıdır." NATO Sekreteri Willy Claes :" Nato'nun yeni misyonu köktendinci islam ile mücalededir. Artık düşmanın kod rengi yeşildir (1996). " Batı için önemli olan menfaattır. Bunlar sadece para ve kuvvetten anlarlar. zayıf ve haklı isen batı için hiç bir önemi yoktur. Oklahama' daki (1995) saldırıyı islami teröristler yaptı diyen ABD suçlu hıristiyan ABD' li Timoty' yi iğne ile idam eder. Irak petrolu kara batakları katrana buladığı görüntüleri ırakta öldürülen masum halk yerine dünya kamu oyuna gösterilirken kara batakların körfez yerine fransadaki bir kazada petrole bulanan kuşlara ait oldugu anlaşılır. 11 Eylülün canileri oldukları ileri sürülen Burkari kardeslerin biri bir yıl önce ölmüş diğerinin ise FBI ajani oldugu ortaya çıkar. AB yetkilisi Tom Spencer:" AB konusunda ankara otuz yıldır oyalıyoruz," .Kuzey ıraktaki insani yardım kuruluşlarına çalışanların casus olduğu ortaya çıkar. ABD' nin Sudan'da "Silah üretiyor" diye vurdugu ilaç fabrikası kuzey afrikanın ilaç ihtiyacının % 50 'sini karşıladığı ve bunun ABD 'li ilaç firmalarının hiç işine gelmediği ortaya çıkar. ABD' nin jet uçakları kuzey ırakta iki türk helikopterini düşürür (1994), marmarada ise saratoga gemimizi ABD savas gemileri vurur, tabii ki yanlışlıkla( ! ) AIHM başörtüsü ve refah partisi hakkında olumsuz karar verirken sih'lerin türbanı ve budistlerin sari elbiseleri için olumlu kararlar verir. Rusya ile savaşırken afganlılar mücahit, ABD ile savasırken terörist ilan edilirler.Arafat 1970 'li yillarda terörist idi , simdi Filistin Devlet Baskani kabul edilir.Saron ; satilla katliamcisi idi , simdi basbakan.Saddam Halepçe'de katliam yaparken Irak devlet başkanıdır kuveyt petrolune göz dikince diktatör ilan edilir. krallık demokrasının zıttı iken afganistanın kurtuluşu bir krala bağlanır. ABD' nin somali operasyonun altında "Petrol aşkı"çıkar (Hürriyet:5.1.93) Almanya'nın eski başbakanı : " AB bir hıristiyan topluluğudur , Müslüman türklerin aramızda ne işi var ?" AB konsey başkanı ( Fransa eski c.başkanı D'Estaing ) :" Türklari aramıza almak AB'nin sonu olur." AB en son olarak ta kendilerinin " hıristiyan bir topluluk olduğunu " yazılı belge haline getirmek için uğraşı içine girdi ( kasım 2002) UNUTMAYALIM, DEMOKRASİ ,İNSAN HAKLARI ... GİBİ KAVRAMLAR III. DÜNYA ÜLKELERİ İÇİNDİR , BATI İÇİN KRALLIK, İMPARATORLUK,HÜMANİZM...HİÇ ÖNEMLİ DEĞİLDİR,ONLAR İÇİN ÖNEMLİ OLAN MENFAATTİR, GÜÇTÜR ! İNGİLTERE DIŞİŞLERİ IRAK KONUSUNDA AÇIKLAMA YAPAR : " NE BM KARARINI BEKLERİZ NE DE IRAK'I DENETLEME KURURUNUN RAPORUNU BEKLERİZ , İSTEDİĞİMİZ AN , ÖNCEDEN HABER VERMEDEN IRAK'I VURABİLİRİZ..." BİLİNDİĞİ GİBİ ABD VE UYDUSU İNGİLTERE'NİN IRAK'TAN KASTETTİĞİ NE IRAK REJİMİ NE SADDAM , AMAÇ : " PETROL " ! ABD - IRAK İLİŞKİSİ Batı emperyalizminin ,ABD'nin insan hakları , hümanizm ,BM kararları ... gibi kavramarı hiç bir zaman önemsemediğinin delili ABD'nin Irak operasyonlarıdır. ABD'nin İran'ı vurması için Irak'a verdiği silahları mazeret gösterip , aynı silahlar yüzünden şimdi Irak'ı vurmaya kalkışması bir ikilem değil ,menfaati hareket noktası kabul eden bir zihniyetin dışarıya yansıyan bir iz düşümüdür. Amaç herkesin bildiği gibi" Irak'ın kimyasal silah sahibi ol(ma)ması " değil, gerçek amaç petrol'dür ! " Menfaatim var , vururum ! " mantığı tarih boyunca emperyalizmin sloganı olmuştur.Tarihte buna engel olan tek ideoloji İslam'dır ! BOSNA'YI UNUTMAYALIM : İngiltere basbakanı John Major, bakanına mektup yazar: bosnanın bölünmesi ve olası bir islam ülkesi olarak yokedilmesi politikamızı devam ettireceğiz.ABD dişisleri bakanı Warren :Bosna'da savasa girmemiz için yeterli ölçüde menfaatimiz yok( Aynı batı birkaç balina için gemilerini seferber eder .. ) ingiliz eski diş isleri bakanı Lord Owen: Avrupanın ortasında islam devleti kurdurmayız. BM'ce güvenli bölge ilan edilen Srebricika, sırplarca işgal edilir BM komutani sırp komutanla şampanya patlatır (14.7.95 hürriyet). Avusturya mülteciler sorumlusu bayan M.Fleming: boşnaklar hıristiyan olsun der. ABD ırakı uçus yasağını deldiği için bombalarken, sırp uçaklarının üç buçuk yıl bosnakları bombalamasına ses çıkarmaz. ABD seçimleri sırasında (1996) Clinton' un rakibi R.Dole: "Batı uygarlığı bosnada bataklığa saplandı, bunun sorumlusuda Clinton'dur ." deyince ansızın "Bosnayı kurtarma" planları işleme konulur. YA, sırp kadınlara müslümanlar topluca ve sistemli olarak tecavüz etseydi, ya Azerbeycan ermenistanı işgal etseydi, ya Çeçenistan Rusyayı bombalasaydı,ya Cezayir halkı fransa'yı kana bulayıp bir milyon insanı katletse idi , ya hiristiyan bir cumhuriyet kurdu diye Iran bir ülkeyi ikide bir bombalasa idi , o ülkeye ambargo koysa idi , ya keşmir müslümanları hindistan'a saldırsa idi , ya Amerikan yerlilerine ve Çin'lilere Müslümanlar asimilasyon ve sömürü yapsa idi... dünya - batı bunlari nasıl değerlendirir idi acaba...?! " Siz onların dinine girmedikçe ,onlar sizden razı olacak değildir . " ( BAKARA : 120) NOT:ABD 'de günde 1900 kadına tecavüz ediliyor (Amerikan tecavüz merkezi), her 23 dakikada bir cinayet , her 49 saniyede bir saldırı gerçekleşiyor. ABD'de kadın nüfusunun %50' si kocasından veya bir erkekten dayak yiyor. (5.8.90 :milliyet) BATIDA SOSYAL DEPREM : .AVRUPA’DA EVLİLİK DIŞI ÇOCUK SAYISI:DANİMARKA % 48,İNGİLTERE 5 30 , ALMANYA % 18 , FRANSA % 14’TÜR… . İSPANYA’DA İLKOKUL 4 VE 5. SINIF ÇAĞINDA 80 BİN KIZ ÇOCUĞU HAMİLE BIRAKILMIŞTIR . BOŞANMA ORANI RUSYA’DA % 33, İNGİLTERE2DE % 32 ,FRANSA’DA % 19’DUR .ANNE BABASI İLE BERABER YAŞAYAN AİLE SAYISI DEVLETİN SAĞLADIĞI EKONOMİK TEŞVİKLERE, VERDİĞİ ÖZEL İZİNLERE RAĞMEN AVRUPA’DA % 8 ‘DİR. .ZAMANIN BAŞKANI CLİNKTON’UN 15 DANIŞMANI EŞCİNSELDİR.ABD’DE 20 MİLYON EŞCİNSEL VARDIR. BU DA NÜFUSUN % 10’UDURBU ORAN YUNANİSTANDA % 17 ‘DİR YANİ ALTIDA BİRDİR. AİLESİ İLE İLGİLENMEYEN AVRUPA HALKI ŞU AN KEDİ KÖPEK BESLEMEYE ADETAQ MAHKUM OLMUŞLARDIR !
Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. (Tevbe-32) İnsan dostunun yaşayış tarzından etkilenir. O halde her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin.(HADİS)
Allah(c)diyor ki: 75-el-KIYÂMET Bismillâhirrahmânirrahîm 1. Kıyamet gününe yemin ederim. 2. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz). 3. İnsan, kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır? 4. Evet, bizim, onun parmak uçlarını(izlerini) bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. 5. Fakat insan önündekini (kıyameti) yalanlamak ister. 6. "Kıyamet günü ne zamanmış?" diye sorar. 7. İşte, göz kamaştığı, 8.Ay tutulduğu, 9.Güneşle ay biraraya getirildiği zaman! 10. O gün insan, "Kaçacak yer neresi!" diyecektir. 11. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur! 12. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. 13. O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. 14. Artık insan, kendi kendinin şahididir. 15. İsterse özürlerini sayıp döksün. 16. (Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. 17. Şüphesiz onu, toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. 18. O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et. 19. Sonra şüphen olmasınki, onu açıklamak da bize aittir. 20. Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da, 21. Ahireti bırakıyorsunuz. 22. Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. 23. Rablerine bakacaklardır (O'nu göreceklerdir). 24. Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır; 25. Kendilerinin, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacağını sezeceklerdir. 26. Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır, 27. "Tedavi edebilecek kimdir?" denir. 28. (Can çekişen) bunun gerçek bir ayrılış olduğunu anlar. 29. Ve bacak bacağa dolaşır. 30. İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur. 31. İşte o, (Peygamber'in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı. 32. Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti. 33. Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti. 34. Lâyıktır (o azap) sana, lâyık! 35. Evet, lâyıktır sana (o azap) lâyık! 36. İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır! 37. O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi? 38. Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti. 39. Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti. 40. Peki (bunları yapan) Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?
ALLAH (Celle Celâlühü) Allah (cc) sahibimiz,efendimiz.Biz ona teslim olanlarız. O,bizi YOK’tan VAR etti.bizi yarattı.İnsan bir HİÇ’ti.Hiçbir Şey bilmiyordu.O,bize AKIL verdi.İnsana bilmeyi öğretti.Cenab-ı hak bilginlerin en bilgini,meliklerin en melikidir.ve O tüm eksik ve noksan sıfatlardan münezzehtir.insani sıfatlardan münezzehtir.En güzel olan O’dur,En yüce olan O'dur.ve En güzel isimler O’nundur ve tüm güzellikler ona aittir.Allah(cc)öyle yücedir ve Alîm’dir ki "Denizler,okyanuslar mürekkep olsa ,yeryüzündeki tüm ağaçlar kalem olsa bunların hepsi tükenir,ama Cenab-ı mevla’nın ilmi asla bitmez,hiç tükenmez." Sonsuzdur O.Evvel (İlk) O’ dur.Ahir(Son) O .Bâtın (Gizli) olan O’dur.Zahir( Açık) olan O (hu)..Her şey O'nun izni ile mümkündür.Ve hatta şu satırlar dahi O’nun izniyle yazılmaktadır.O bize sonsuz nimetler vermiştir,saymak...sayabilir misiniz? ne mümkün.Öyleyse bizler O'nun Hiç yoktan Var ettiği kulları olarak daim şükretmeliyiz ALLAH ‘a ibadetler ederek ve günahlardan sakınarak….bilelim ki َوَ الْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ Akibet müttakilerindir.(sakınanlarındır). Yüce Rabbimize Sonsuz şükürler olsun ,bizi eşrefi mahluk olarak yani insan olarak yarattığı için, kendisini bize bildirdiği ve bizi Müslüman kıldığı için..Sayısız nimetleri biz aciz kullarına sonsuz rahmetiyle bahşettiği için…binlerce şükürler ,binlerce hamdü senalar olsun sana Ey Güzel Rabbimiz ….
Добрый день Знакомые посоветовали для отделки панели Криплат - но нашел очень мало информации. Кто может подсказать чтото по ним? Ктото использовал отделочные панели криплат для дома или может офисных помещений? Интересуют отзывы, как они вообще?
This forum is alive? If yes, please remove this topic and my account.
Sən Wiki vəya HTML etiketləri mətində isdifadə edə bilərsiniz.